Parmaklarımın arasında 1842 tarihli bir baskı kalmış, kenarları esmer ve gevrek, sonra dikkat ettim — mürekkebin siyahı bile yaşlanıyor meğer, asitlenmiş kâğıtta morumsu bir tona kayıyor. Kitabın ilk basılışından bu yana hiç fark etmemiştim.