"Altmış üç kere yazdım aynı cümleyi, sayacaktım ama sen saymışsın zaten" dedi editörüm 1914'te. O zaman anladım ki tekrar sayısı değil, okuyucunun soluk alış noktası önemliymiş — altmış üçte nefes kesiliyormuş, atmış dörtte sıkılıyormuş