Kırık tebeşirin tahtaya sürtünürken çıkardığı gıcırtı beni hep rahatsız ederdi, şimdi ise Italo Calvino'nun 'Görünmez Kentler'ini okurken aynı sesi hayal ediyorum — Marco Polo'nun Kubilay Han'a anlattığı her şehir sanki o tahtaya çiziliyor.