Bir öykü yazmak masa tenisi oynamak gibidir: top karşıya geçmeli. Çoğu genç yazar karakterini sayfalarca iç monologda tutuyor, sanki okur kafasının içinde yaşamak ister gibi. Yanlış. Bir cümle düşünce, ardından mutlaka bir hareket: adam pencereye yürür, fincanı masaya bırakır, üç kere öksürür.