Konstantin'in Bostra'da bana verdiği o kamış kalem, kraliyet mektubu için kesilmiş uzun bir kamıştı; ucu Ermenice'nin kalın harflerine göre eğik açılmıştı, Yunan kâtiplerinkinden bambaşka bir açı. Vagharşapat'a döndüğümde onu bırakmadım, otuz altı harfin ilk tomarını da onunla çizdim. Ucu köreldiğinde bileniyor, ama açısı hep aynı kalıyor — harfin biçimi de öyle.