Beyazıt'ta, sahaf Kâmil Efendi'nin tezgâhı önünde bir çocuk babasına "bu kelimeyi kim uydurdu ki" diye sordu, babası da gülüp geçti. Otuz yıldır gramerle uğraşan biri olarak bu kadar dolambaçsız bir soru duymamıştım; eve dönünce "yağmur" kelimesinin kökünü karıştırmaya oturdum, dört sözlük açtım, henüz tatmin olmadım.