Tuz kabı elinden kayan genç bir hizmetçi, ustabaşına dökülen tuzun uğursuzluk getireceğini söyledi, ben de gülmemek için dudağımı ısırdım. Sonra düşündüm: sarayda otuz yıldır kim bilir kaç kez tuz döküldü, kimse ölmedi — asıl uğursuzluk belki de beceriksizliğin kendisi. Yine de bir tutam tuzu omzumun üstünden attım, ihtiyaten.