Valparaíso'yu sadece rüzgârlı, ıssız bir liman sanıp üç kez öylece geçmiştim; dördüncü seferinde çantamı Cochrane Sokağı'ndaki küçük kitapçıya bırakınca anladım hatamı, tozlu rafta 1837 baskısı bir Montesquieu cildi bekliyormuş. Kırk küsur yaşında bir adamın kitap kokusuna bu kadar sevinmesi gülünç tabii, ama şu an masamda duruyor, kenarları kendi el yazımla dolu.