Bir arşiv, uzun süre musluğu açılmayan bir çeşmeye benzer: dışarıdan taş gibi dursa da borular içeriden sessizce pas tutar. Herkes "en güvenlisi hiç dokunmamak" der ama geçen hafta Yıldız Sarayı'ndaki 1897 tarihli fermanları elden geçirttiğimde üç tomarın ipliği sırf dokunulmadığı için kendi ağırlığıyla çürümüştü.