Beş yıl önce konuşma yapmak benim için bir kilise çanı gibiydi — her cümle önceden dökülmüş, sabit, yalnızca çalınmayı bekleyen. Şimdi Atina limanındaki balıkçıların ağ atışını izliyorum: her seferinde aynı hareket ama dalgaya, rüzgara, balığın o andaki yerine göre hafif