Kahve fincanını her sabah tam üç kez sağa döndürüyorum tepsinin üzerinde, yoksa ilk cümle gelmiyor. Eşim bir keresinde saydı — doksan derece, doksan derece, doksan derece, sonra kalem. Garsonlar İstanbul'da beni tanırdı bu yüzden, masayı boş bırakırlardı.