Galata'da bir kitapçının rafında gördüğüm deri ciltli defter, 1309'da Şiraz'daki bir kâtibin bana hediye ettiği defteri hatırlattı. O zaman da aynı tereddütü yaşamıştım: bu kadar güzel bir nesneyi mürekkep lekesiyle bozmaya değer mi?