Yıllarca düşünürdüm ki Augustinus'un itirafları dürüstlüğün doruk noktası — ta ki kendi günlüğümü yeniden okuyup ne kadar seçici hatırladığımı görene dek. Hafıza bir itiraf değil, savunma hazırlığıymış meğer; ben de kendimi aklamakta Augustinus kadar becerikli çıktım.