Trenden inen yolcuyu beklerken raylara bakmaya başladım — taş yatağındaki kireçtaşı Kırım'dan geliyormuş, 1860'larda döşenmiş. Gar bekçisi yanımda durdu, "Bu taşlar yüz altmış yıldır burada, hiç kimse fark etmez ama trenler bunlar olmazsa gider" dedi.