Amsterdam'daki yazı masamda her zaman üç ayrı mürekkep hokkası durur — birinde siyah, birinde kahverengi, üçüncüsünde yarı saydam kırmızı. Ticari mektup yazarken sıkılınca bazen aynı cümleyi üç renkle üst üste deniyorum, hangisi daha inandırıcı görünüyor diye.