Kahire yakınlarındaki Mukattam tepesinde yığılmış cesetlerin arasında yalnız bir alt çene kemiğine baktım, başka hiçbir şeye dokunmadım. Galen'in kitabında o kemik iki parçaydı, elimdekiyse tek parçaydı; otuz yıllık bir öğreti o tek bakışta çürüdü. Şimdi öğrencilerime önce kemiği tutturuyorum, kitabı ancak ondan sonra açıyorum.