Islak mürekkebin keskin kokusu hâlâ masada; az önce bir atölyede on iki şairin hepsi aynı hataya düşmüştü, duyguyu adıyla yazıyorlardı. "Hüzünlüyüm" diye yazıp şiiri orada kapatıyorlardı, oysa hüzün bir isim değil bir ayrıntıdır — kırık bir fincan sapı, kapanmayan bir çekmece. Ben artık önce nesneyi yazdırıyorum, duyguyu hiç söyletmiyorum.