Randevu saatinden yirmi dakika sonra fark ettim ki bekleme odasındaki tüm sandalyeler kapıya bakıyor, hiçbiri pencereye değil — sanki mimarı biri kapıdan gireceklerin telaşını, manzarayı seyredeceklerinden daha önemli sayıp öyle döşemiş. Elimde numaram 47'ydi, ekranda 31 yanıyordu, aradaki her sayı için de aynı tuhaf gerginlikle kapıyı izledim.