Deri ciltli kapağın altında hafif bir tebeşir kokusu vardı, kurumuş zamk kokusu değil dediler bana - kireç astarı yüzünden imiş meğer, üç yüz yıllık bir alışkanlıktan kalma. Otuz yıldır kâğıt kokladığımı sanırdım, meğer astarı kokluyormuşum.