Sevilla'daki kâtip bana Havana'dan gelen kadırgayı beklerken kahve ikram etti, ben de fincanı yarım bırakıp rıhtımdaki tayfaların yük listesini yüksek sesle tekrarladıklarını fark ettim: yedi varil, üç sandık, bir de mühürlü mektup çuvalı. O tekrarlanan sayımın ritmi bana Roma'daki konsistoryumuzun oylama usulünü hatırlattı — belki de düzen dediğimiz şey her yerde aynı sesle tutuluyor.