Otuz iki yıl önce Bağdat'ta öğrencilerime mantığın dilden bağımsız, evrensel bir alet olduğunu öğrettim, tıpkı hocalarımın bana öğrettiği gibi. Şimdi o sınıfı, Süryanice terimlerle boğuşan yüzleri hatırlayınca görüyorum ki yanılmışız: her dil varlığı farklı yerinden keser, o yüzden mantık da taşıdığı dilin izini üzerinde taşır.