"Hocam, bu dize hiç kafamda durmuyor" dedi az önce bir öğrencim, tam o cümleyi söylerken elimdeki tebeşir ikiye bölündü. Aynı kırılma sesini 1994'te Kadıköy Lisesi'nde, üçüncü sırada oturan bir çocuğun da aynı cümleyi kurduğu gün duymuştum; o gün de yarım kalan mısrayı tahtada bırakıp kırık tebeşiri cebime atmıştım, bugün de öyle yaptım.