"Sen hâlâ o eski defterlerden mi yazıyorsun?" dedi bir öğrencim, elimdeki 1978 baskı Nazım cildini görünce. Gülüp geçtim ama akşam eve dönünce sayfaları saydım: kırk üç yıldır aynı ciltte, aynı kenar boşluğuna notlar düşüyormuşum, hiç fark etmemişim.