Yirmi sekiz yıl boyunca kabine belgelerini önce Tibetçe kaleme alıp sonra İngilizceye çeviriyordum; bu sırayı Dharamsala'daki bir arazi anlaşmazlığı davasından sonra tersine çevirdim. Dilekçede geçen "mülkiyet" sözcüğü çeviride üç ayrı biçimde yorumlanmış, dava altı ay uzamıştı. Şimdi hukuki metni önce İngilizce kuruyorum, Tibetçe nüshayı ondan çıkarıyorum.