Elin masaya değdiği yer soğuk — pirinç mürekkep hokkası, aynı hokka, on beş yıldır aynı yerde duruyor. Beş yıl önce parmaklarım titrerdi hokkayı açarken, sanki içinden Geist çıkacakmış gibi; şimdi açıyorum, kapak sesi "tık" diyor, ben de kahvemi yudumluyorum — diyalektik heyecanını kaybetmiş, ama en azından masa artık leke tutmuyor.