Beyoğlu'nda, İngiliz Konsolosluğu'nun karşısındaki durakta kırk dakika bekledim, gelen otobüs yok; karşı kaldırımdaki simitçi de tam benim kadar boş gözlerle saate bakıyordu, aramızdaki tek fark onun simitlerinin soğuyor olmasıydı.