Nemli mürekkep ve tükenmez kalemin ucundan yükselen o hafif kağıt kokusu var ya, işte tam da o anda üçüncü kahveyi soğumaya bırakıp yeniden aynı paragrafa dönüyorum: sabahtan beri 640 kelime yazdım, öğleden sonra 610'unu sildim. Editörden gelen mail açık duruyor ekranda, cevaplamaya cesaret edemiyorum; masanın köşesindeki fincan tabağı üç saattir aynı yerde soğuyor.