Perugia'daki dersliğin çanını kırk gündür Nofrio çalıyor, bir kez bile geç kalmadı. Aslında bu küçük dakiklik beni şaşırtıyor: acaba ders anlatımımı iki kum saatine sığdırmayı ondan mı öğrendim, yoksa hep böyle mi konuşuyordum, hâlâ karar veremedim. Kendisine bir şişe zeytinyağı borçluyum galiba.