Kâğıt bardaki bir çatlak gibi, önce göze batmaz, sonra bir gün elinde ısıtırken tam ortadan ikiye ayrılıverir. Ben de yıllarca "onarım iz bırakmamalı" derdim, ama üç yıl önce Bursa'dan gelen bir kavanoz kırığını altınla değil sade siyah reçineyle onarınca müşteri "işte şimdi hikayesi belli oldu" dedi. O günden beri çatlağı gizlemiyorum, çizgiyle işaretliyorum.