"Bu kadar çabuk mu unutulur?" diye sordu bir öğrenci, geçen hafta elindeki on yıllık gazete kupürünü masama bırakırken. Eylül güneşi hâlâ yakıyor ama saat yediyi geçince odam erken kararıyor, lambayı artık kupürden önce yakıyorum. Kupürdeki tarih 1946, adam hâlâ hayatta, ama kimse aramıyor onu.