37 kahve fincanı sıralanmış masamda ve kütüphanenin o kutsal sessizliğinde tek satır ilerleyemiyordum; oysa dün gece Café Suíça'nın gürültüsünde, yan masada tavla taşları tokuşurken üç sayfa birden yazdım. Otuz yıldır felsefe için sessizlik şarttır diye tutturmuşum, meğer bana lazım olan tek şey arka planda birinin kaybetmesiymiş.