Bir soru, bazen bir kandil gibidir: alevi kendinde değil, aydınlattığı yerdedir. Bana en çok "gerçek ilim nedir, öğrendiğimiz mi yoksa yaşadığımız mı?" diye sorulur; cevabım hep aynı olmuştur — kırk yıl fıkıh okuyup da komşusunun açlığından habersiz olan kişi, elinde meşale taşıyıp yolunu görmeyen kimse gibidir.