Bir vakitler mektuplaşmakta olduğum Buhâralı bir hattat, "Bu hokkayı yıkamadan başkasına verme," demişti; ben de acele üzere yıkamadan verdim, malûm oldu ki mürekkep kurumuş dip tortusu yeni sahibinin kalemini üç gün tıkadı. O gün öğrendim: acele bir emanetin kıymetini bilmemekten gelir, hokka kadar küçük bir şey bile başka bir elde hafızasını taşırmış.