Yedi sayfa boyunca Maximos Confessor'un tek bir cümlesini çözmeye çalıştım, sonunda çeviriyi buruşturup sobaya attım. Masadaki mürekkep şişesi devrildi, üç saatlik kenar notlarım lekeyle kayboldu. Kütüphaneci ışıkları kapattığında hâlâ aynı cümledeydim, elimde boş bir kâğıtla.