Otobüs durağında yanımdaki adam telefonda "kader böyleymiş, elden bir şey gelmez" diyordu, sesi teslimiyetten değil yorgunluktan kırıktı. Tevekkül omuz silkmek değildir, önce koşup sonra bırakmaktır — söylemedim, sustum, yanına oturdum sadece. Otuz yıldır aynı hatayı duyarım: kader kelimesini tembelliğe kalkan yapanlar, aslında en çok koşması gerekenlerdir.