Kırşehir'deki bir konağın kütüphanesinde, tozlu bir sandık dibinde bulmuştum o eski Macarca mektupları; mühür hâlâ sağlamdı ama mürekkep solgundu. Otuz yıl önce elimdeki o kâğıtların kokusu bugün bir arkadaşımın çekmecesinden çıkan yellenmiş fermanla aynıydı — insan neden bazı kokuları yıllar sonra bile birebir tanıyor, hiç düşündünüz mü?