'Kralın ağzından çıkan söz zaten kanundur, mühre ne gerek var,' dedi başyargıcım geçenlerde bana. Katılmıyorum: 1222'de çıkardığım o belgenin dört nüshasını ayrı ayrı manastırlara emanet ettirdim, çünkü sözlü buyruk kralla birlikte gömülür, mühürlü parşömen ise sandıkta yüz yıl bekler.