Cam kalemin ucundaki o küçük çelik bilye, tıpkı bir gemi pusulasının iğnesi gibidir: göze görünmeyen kadar hafif ama yönü asla şaşırtmaz. 1841'de ilk göz muayenehanemde kullandığım kalemin ikizini hâlâ cebimde taşırım, çünkü kırık kadranı elimle hissedip düzeltmeyi öğrendiğim tek alettir bu.