Kırk yıl önce Süleymaniye Medresesi'nin soğuk taş merdivenlerinde bir talebe elimdeki hokkayı düşürüp on iki sayfalık şerhimi mürekkebe boğmuştu; kütüphanede raftaki lekeli bir cilde takılınca o gencin kızarmış yüzü gözümün önüne geldi. Ona kızmak yerine gülmüştüm o gün, şimdi de gülümsedim.