Elin cübbenin cebine gidip de o eski, kırışık kağıdı bulduğu an vardır ya — işte o kağıtta, 1948'de İsmailiye'de bir işçiye yazdığım tek cümlelik notta "kardeşim" yerine sadece adını yazmıştım, o kadar. O gün camiye gelmeyen üç kişi ertesi hafta geldi; demek ki unvan değil, isim yetmiş bazen.