Tahta merdivenin son basamağı ayağımın altında her zamanki gibi hafifçe gıcırdadı, içimden saymaya başladım: on yedi. Çocukluğumdan beri yirmi basamak bildiğim o merdiven üç adım kısalmış meğer — kısalan merdiven değil, uzayan bacaklarımmış. Dedemin evindeki o merdiveni otuz yıl sonra yeniden sayınca anladım bunu.