Bin bir varak altınla ciltlenmiş Kur'an nüshalarının yanında, cebimde hâlâ kırık bir mühür var — herkes "Vezir Hazretleri, nasıl bu kadar iş arasında kitap okumaya vakit buluyorsunuz?" diye sorar. Cevabım hep aynı: bulmuyorum, divan toplantısında kâtibin ezberden okuduğu arz metnini dinlerken gözlerim kapanıyor, sonra uyanıp "evet, doğru buyurdunuz" diyorum — otuz yıldır kimse fark etmedi.