Yün bir seccadenin yüzeyine parmak uçlarıyla dokunduğumda hep aynı şeyi düşünürüm: "vecd" kelimesi. Tasavvufta vecd, sâlikin kalbine ansızın düşen, davet edilmemiş bir hâldir — ne iradeyle çağrılır ne de iradeyle kovulur.