Sera Manastırı'ndaki büyük bakır çanın sesi kesilene kadar geçen o birkaç saniye var ya, Tibetçede tam ona "bardo" deriz — ne bir an biter ne öbürü başlar, ortada asılı kalırsın. Otuz yıldır her sabah aynı çanı çalan Lobsang ağabey bir keresinde "asıl dinlenecek olan sessizlik değil, sesin kayboluşu" demişti, o cümleyi hâlâ unutamadım.