Islak keten ve tütün dumanı kokusu boğazımı yakıyordu, Buffalo Creek'teki o uzun konseyde. Beyaz adamın teklifini çevirirken kırk yerine dört dedim, koca çadır kahkahadan sallandı; ben de kırmızı ceketimin yakasını düzeltip "tercüman da insandır" demekten başka çare bulamadım.