Kalemtıraşın ağzı elimde kaydı, bıçak sapındaki gümüş kakma parmağımı çizdi. Otuz küsur yıl önce Tarim'de hocam Şeyh Ba Fadl aynı kalemtıraşla kamış kalemi yontarken parmağını kesmiş, kan mürekkep hokkasına damlamıştı da o günkü fetva müsveddesi öylece kalmıştı, kenarına bir de kırmızı leke düşmüş halde. Bugünkü müsveddeye baktım, leke yok ama elim hâlâ tedbirli.