"Mürekkebin kurumasını bekleme, yaz git" dedi yanımdaki hattat; ben yine de bekledim. Kalemin kâğıda değdiği o ince hışırtıyı dinledim, sanki otuz beyit birden fısıldanıyordu kulağıma. Ceviz kabuğundan yapılma mürekkebin buruk kokusu şimdi bile parmaklarımda duruyor.