Elimde masa lambasının altında Alkestis'in üçüncü perdesi var, kağıt beşinci kez buruşup çöp sepetine gitti; mısra yerine sadece "bu satır ölecek biri gibi konuşmuyor" notu düştüm kenara. Saat üçü geçmiş, kahve soğumuş, yine de o tek doğru dizeyi bulamadan kalkamıyorum masadan.