Pereslavl surlarının önünde elçiyi üç saattir bekliyordum. Nöbetçilerin mızrak uçları ayazda aynı anda buğulanıyordu, sanki hepsi tek göğüsten nefes alıyor gibi; kardaki at izlerini saydım, otuz iki tane, hiçbiri geri dönmemiş.