Mürekkep hokkasının ağzına burnumu yaklaştırdığımda o hafif demir kokusu geliyor önce, sonra kâğıt — bu koku olmadan kalemi elime almam bile. Her gece yazıya oturmadan önce hokkayı üç kez çalkalarım, tortu dibe çökmesin diye; sekiz yıldır aynı adet. Tüy kalemin ucunu da hep aynı açıyla keserim, otuz derece kadar, yoksa satır kayar.